4 Mart 2015 Çarşamba

İnsan sıfatında çok geldim gittim.

Yeryüzündeki tüm acıyı bir kişinin üzerine dayamış durumdayım. Bazen söylemeden edemiyorum işte. Bazen susmak en güzeli oluyor. Sadece susmak. Bunu zamanında halk ulaşımında bir yerlerde yakalayabiliyorsun bazen. Dolmuşta hüngür hüngür ağlayan genç bir kadın. Sinop'un yerlisi, köylüsü eşrafından. Başına bir iş gelmiş bellki ki kaldıramamış ağlıyordu. Dolmuş şöförü şöyle dedi kalıp: Kimsenin sana bir şey dediği yok. Ben iyi misiniz diye sordum. Şöför yolcunun ruhsal durumu hakkında biz diğer yolcuları bilgilendirdi. "Psikoljik sıkıntı içinde de" dedi. "Kimsenin sana bir şey dediği yok" cümlesi bir çok şeyi açıklıyordu aslında. Dolmuş şöförünün ve kadının bilip de bizim bilmediğimiz o kötü şey neydi acaba ve hayatının baharındaki bu genç kadıncağız neden yolcuların  kendisiyle ilgili bilip söylemek istedikleri bir şey varmış gibi düşündü. Bu şey her ne ise  neden kadını böyle bir utancın içine sokuyordu. Ayrıca kadının afişe olduğunu düşünmesi onun herkesi tanıdığına ilşkin düşüncesinin içinde paranoid bir şey saklıydı. Biz yolcular bu bilgiyle o kadına nasıl bir zarar verebilirdik ki. Bunun gibi bir paranoid düşünceye insan neden kapılır?


Kadıncağız binerken dolmuşa "Yalnız başıma oturayım ben" gibi bir şey dedi. Zannedersem bu cümlesini biz diğer yolcuların küstahlık gibi göreceğini düşünmüş olmalı. Küçük yer hassasiyetleri işte, herkesin birbirini tanıyor olduğu bir yer olması hali insanı paranoyak etmesin de ne etsin. Yerinde bir cümle ön sırada yanyana oturan kız öğrenci tayfasından geldi. "Dolmuşa gel" Beni de tanımışlardı. Kampüsistan kuşağı gençliği. Ben olsam ben de aynını düşünürdüm harbiden de dolmuşa gel. Gidene kadar yol boyunca arka sıradan bir yaşlı teyze kadıncağızla ilgilendi. "Ağlama kızım vs" Bizde Sinop yollarının yeni tünellerinin tadını çıkardık. Işıklandırmasıyla saykodelik uzun tünellerden geçtik. Yanımdaki amca acı acı soğan da koksa bu tür durumlara karşı hazırlıklıyım. Arkadan birisi bir şişe kolonya boşalttı da fena olmadı o da derken iki kokunun birbiriyle karışımı bu sefer nükleer bir atığa benzedi. İnsan sadece 40 dakikalık bir yolda neler neler yaşıyor. Seni düşünmeden geçirdiğim bir kaç günün özetini yazsam alt tarafı böyle hikayeler çıkıyor işte. İnsan sıfatında çok geldim gittim.    











Hiç yorum yok:

Yorum Gönder