7 Mart 2015 Cumartesi

İnanmayagörelim

Neden geliyor bunlar başımıza bizim? Hiç düşünmeden yaşamadık mı? Yaşadık gerçekten. En ufak şeyi dert etmeden nasıl yaşanır çok iyi biliyorum. Ama her şeyi dert ederek nasıl yaşanacağını da en iyi ben biliyorum. Çünkü dertlerimden çıkardığım bir sonuç varsa o da dert etmemek. İyi huylu, uyumlu, suyu duru olmak. Yüreklendirmek eşini dostunu hayatına rehberlik etmek ve orada durmak. Rehberlik ettiğin edeceğin mesafede. İşte bana yetecek şey bu. Hatta tek derdim. Sevdiklerimin her konuda rehberi olabiliyorsam benden daha mutlu insan olamaz. "Hey yavrum gülüşüne kurban" Yalnızca o gülümseme için bunu yaparım. Başka hiç bir nedene ihtiyacım yok. Çünkü o gülümseme çok şey ifade ediyor. Özden gelen o ses o çok hoş nidanın anlamı nazarımda büyük. Derin anlamlar yüklemek bir gülümseyişe gayet bilimsel bir iştir. Kafanız kaçmasın. Kimin nesine aşık olacağımı çok iyi biliyorum ben. Bu tutkuyu yaşamaya başladım başlayalı çok şey değişti. Partnerimde nelerin esas olduğu neyin önemsiz olduğu açıklığa kavuşuyor ama çok ağır bir zaman bu. Ağır işliyor. Bir gülücük çok şeye neden oluyor. Ben hiç bu kadar narin bu kadar ince bir kız tanımadım. Ruhu öyle hafif ki. Bu yüzden sürekli gülümseyişi.

Benim daha ciddi düşünmem gereken dertlerim yok. Hayat beni nereye getirdiyse oranın tadını çıkarmaya çalışıyorum. Duygular hep ön plandaydı herhangi bir kaygıya mahal vermeden. Politik olmayı beceremeden. İyi ki de beceremeden. Hisler neyi işaret ediyorsa oraya söz ederek yürüdüm. Onca kırgınlığın onca yanlışın tek nedeni benim. Bu net gerçekle yaşamaya alıştım. İyi bok yedin demeyesin. Bir ben biliyorum pişmanlığın net işkencesini. Şu küçücük dünyada insanın aklını karıştıran ne çok şey var ne çok kirlilik var. Her birine tek tek yetişmeye kalkışmak ne nafile bir çabadır. Mutlu edebiyat olmuyor işte. Kontent adam neyini paylaşır ki? Hangi duygusunu. Basitçe geçer günleri, kolay uyur, okumaz yazmaz. Çocukken alışmak önemli değil mi? Hep çocuk kalabilsek her an her duruma kolay uyum sağlayabilir olur muyduk? Fena değil ha?

Şimdi söyleyecek çok şey olmasına rağmen hiç bir şey söylememek nedendir ki? Bu umursamazlık bir yere kadar sürecek işte. Sakınan gözlerimize o çöp batıncaya kadar kaç yıl geçmeli bakalım. Büyüyebilecek miyiz içimiz gibi kimseye benzemeden. Ağırdan alıp iyice anlayabilecek miyiz kendi kendimize neyin bizim için daha iyi olduğunu.

Tek meselem ol istiyorum hayatta. Zaten öyle de; her iyi huyun alışkanlığını kazanmak için hiç bir zaman geç değil. İnançlarımız önemli. İnsan bir şeye inanmayagörsün. Tüm büyüler gerçek olur. Sevda büyüleri, kara büyüler, iyi büyüler kötü büyüler, tanrı ve melekler. Yeter ki inan gerçek olsun. Ben kendime inanmayı seçtim. O pazarları yaptığımız pahallı kahvaltılarda klişe ateist lafları etmekten hep kaçındım. Sen bunu bilmiyorsun mesela. inançla ilgili görüşlerimiz nelerdi bizim hatırlamıyorum. Hatırlamamayı ben seçmedim. Kimseyi ele vermem. Seni kimseye vermem. Kıyamam çünkü. Ben çok mu iyi biliyorum sana bakmayı sanki? Açıkça kendimden başka bir şey düşünmem ben. Ama seni herkesten çok düşündüğüm konusunda hem fikir olalım artık.   Yemin ederim. Bana inan. Mutlu bir çocuk oldum. Çocukluğum mutluluk içinde geçmiş gibi yapıyorum. İnandım buna. Yaralarımı sardım, dostumu yedim bekliyorum. Yılların ardından gelecek ilk anı. Abartmazdım hiç. Abartılmış duyguları sevmedik hiç. Bir duygu ne kadar yalınsa ne kadar "ne kadarsa" o kadar gerçek olduğunu düşündük. Bilemem ama yine de söz veremem sen de veremezsin işte o yüzden. Zaman senin zamanın. Sözler edildi, taraflar alındı. Geçmiş geçmişin küllerine kavuştu. Gelecek geleceğin simlerine.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder