17 Mart 2015 Salı

Dünya bir gülücük diyarıdır senin nazarında.

Dünyada yazacak onca şey var. Onlarca hikaye var hayal ürünleri, ilginç kurgular. Neden yazmıyorum diye soruyorlar bana. Benim yazmama bir tek neden var. O neden sensin. Ne siyaset, ne savaş. Yeterince yazan yok mu dünya meseleleriyle ilgili, memleket halleriyle ilgili. Benim kişisel bir derdim var dünya ile bağlantımı kestim. Ne bu dünya ne de bu topraklar bana bir şey verdi. Senden aldığım yeryüzünün en değerlisi. Kaybettiğimde öyle oldu. Bundan daha ciddi yazacak bir şey bulamıyorum. Tüm bir ömre yayılıyor. İnsanın inkar ettiği bazı gerçekler oldukları gibi durur. Hayatlarının sonuna kadar onları takip eder. Bir yerlerde onlara tekrar rastlarız. Görmezlikten gelerek geçmez bir ömür. Benim görmezden geldiğim  karşılıksızlıkların çilesi. Dünya gördüğümüz anladığımız kadar bir yer. Kendini kandırmak ayrı görmezden gelmek ayrı meseleler. Eziyetimizi biz kendimiz biçeriz kendimize. Kendini cezalandırma yöntemleri çeşitli ve rengarenktir. Cezalarımızla ahenk içindeyiz. Kendi kendimin tutsağı olmuşum ben. Yalnızlık Allah'a mahsus ise en el hak diyorum. Canlı canlı derimi yüzdürmeye karar verdim. Bir acıyı başka bir acıyla geçiştirebiliriz ancak. Yeni bir mutluluğun umutları çok uzak bir yerde saklıyor kendini. Karşılığı iyi bir hak ediş. İyi insanların iyi insanlara ihtiyacı vardır. Sen sevgilim iyi olmaktan çok uzaklaştın. Ben iyi bir insanım senin yargılarında bir şeytanım ben elbette. Ama şeytanın ilk özgür düşünür olduğunu bilir misin. İsyan ettiğinden kovulmuştur tanrının huzurundan. Evet ben gözle görülür bir şeytanım. Kanatlarım melek tüyünden yapıldı siyah ve kuzgunidir abiler. Ben bir kuzgunum Poe'nin omzuna konan. Adresini soran bir sakayım. Baş nahiyem kızıldır benim.
Kötü biriyim ben. Sorumsuz, bencil, hak hukuk bilmez. Adalet beni eline geçirdi geçireli ektiğimi biçiyorum. Ne adaletmiş ne evrenmiş be kardeşim en yakınım ben bakınca soyunamadı kaldı. Savunmasını hiç bırakmadı buranın yerlisi, köylüsü eşrafından çekeceğimiz varmış. Adamı halka halka doğruyorlar, diri diri yakıyor bu Orta Doğu. Melankoliyi genlerimizle sırım gibi işlemişler. Her yerde izlerin saklı senin. Dünya bir gülücük diyarıdır senin nazarında. Umarım bunu erken anlarlar değer verdiklerin. Sana dikkat et demeli miyim. Sen bildiğini okuma diye arkanda duran onlarca bacı kardeş var. Kimden bir hayır beklediysen yalanın dibi çıkmadı mı bu hayatta. Adam olmak kaç kulaç kaç arşın kaç metre. Peki ya sonu nerede. Bir dostum diyor ki gerçek bir adamın düşmanları olması doğaldır. Ben adam mıyım?
Sevdiklerimizdir en çok canlarını yaktıklarımız. En yakınımızda onlar vardır da ondan. Pencereden bir seslenişin vardı "Ekim" Başımı kaldırıp bakamadım bile seni ellerimden telaş içinde kaçırırlarken. Mektup her zaman adresine ulaşıyor. Benim mektuplarım allı ve pullular olmaları gerektiği gibiler. Hiç eksik olmuyor bakışlar nidalar hayatımdan. Gözlerimin önündeki film şeritleri ile kendi ölümümü kaç kere karşıladım acaba üç mü dört mü. Yarım bırakılmış her şey tamamlanmalıdır. Evren de bunu istemiyor muydu. Yanılıyor muyum? Bıraksınlar yanılayım. Bıraksınlar saplantı olsun. Varsın olsun bir saplantı ne fark eder. Aşk yolunda her şey mubahtır. Güzellikler mubahtır, özlem mubahtır, sessizlik mubahtır. Yalnızlık mubahlığın daniskasıdır. Benim istediğim aşk bu. Çilekeşlik. Beslenme kaynağım bu. Ne Rumi'yi dinliyorum ne de felsefeyi. Ruhundan bana üflemiş diyorlar zatı muhterem için. Yazdıklarım platoniklerin kitabına sığıyor. Aynı sözlükleri yazmışız. Çileciler Hazcılara karşı. Marjinal törenler artık bize göre yerler değil. Kendini arakla güzelim. Senin omurgan müshade etmiyor böyle şeylere. Benimki ediyor mu sanki. Huzur aradığımız her yerde bir kıyış söz konusu. O değerlere ayıp edenler bu dünyanın ateşinde yanarak ölecekler. Ben yanmıyor muyum? Ben de yanıyorum kendi ateşimde. Yandıkça da iyileşiyorum. Unutursam kalbim kuruyacak. Kuru bir dal gibi düşecek çatırdayarak toprağa. Toprağa karışacak yüreğim. O toprağı ellerinle eşeleyeceksin. Toprak toprak olalı böyle güzel eller görmüş müdür? Böyle güzel çıplak ayaklar yürümüş müdür üzerinde. Yeryüzünün çiçekleri dile gelse de konuşsa. Bir tatlı adım üzerimizde fidan olmaya yürek ister. Tabanına yandığım minik ayakların. Pembe ojeleri hatırlıyorum. O oje şişesi duruyor mudur dünyada bir yerlerde. Alıp saklasam. Çamaşırlarım tişörtlerim dolabından çıktıkları gibi tazeler hala. Bu yumuşatıcıyı sana özel mi üretmişler? Kokladıkça paylaştıklarımı hatılayıp duruyorum. Mübalağ yok bizde neyse o her şey. Bu güzel yeryüzünde çocukları sevmeli. Saygı duymalı yanan her bir yürek için. Paramparça edilmiş bu soylar bir bir intikam alacaklar. dünyanın adaleti bu. İnce ve süzülmüş bir ruhun erdemini anlamak zamanla olur. Bir umut işte. Zaman herkese ilaç. Onların saplantı dedikleri şey bağlılık yemini. Bir daha tanık olamayacaklarımız affedemediklerimiz bizi huzursuz edecekler. Kaç kişinin kanına girdi bu belalı duygu. Kaç kişiyi ömründen etti. Hasretle öpüyorum kirazımı. Ağlatanlar utansın.    

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder