28 Şubat 2015 Cumartesi

Onun için değişmek her şeye değer mi

Ben kendimi bildim bileli babasını örnek alan çocuklardan biri oldum. Bu örnek aldığım adam, olmak istediğim kişi miydi hiç bir zaman emin olamadım. Ona hayrandım. Bildiklerine, gördüklerine özgürlüğüne donanımlarına, kütüphanesine ve arkadaşlarına. Büyüdüm, adam oldum. Adam oldum denebilirse tabi. Babama benzer biri oldum. Onun başka bir versiyonu. Arkadaşları babamı çok severler. Ben de öyle. Ancak hiç biri onun ne kadar bencil ve kendi dünyasında yaşayan bir adamdan ibaret olduğunu bilmezler. Ben bunu yaşım ilerledikçe fark ettim. Sevdiklerimi kaybettikçe ona benzediğim için kendime lanet ettim. Şimdi değişmeye çalışıyorum. Kaybettiklerim geride kaldı. Sevdiğim ama incittiklerim. Beni belki de hiç affedemeyecekler. 35 yaşındayım ve şunu öğrendim; insan hayatında gerçekten yalnızca bir kez sevebiliyor. Diğerleri birer maceradan ibaret. Pek o tek sevdiğinden yoksun kaldıysam ne yapacağım hiç bir şey olmamış gibi hayatıma devam mı edeceğim. İnanın gayret ediyorum ve inanın o kadar zor ki. Onsuz geçen yüzünü görmeden geçen tam iki yıl. Neredeyse her gün aklıma gelen gülücüğü, sevgi sözcükleri, uzun sarılmalar ve öpüşmeler. Ona ait bir kıyafet var dolabımda ne yıkıyorum ne de dokunuyorum ona. Sadece bazen çıkarıp uzun uzun izleyip dokunuyorum. Ne zaman sarhoş olsam ya da kendimi bin bir türlü şeyle zehirlesem her ayıldığımda ölemediğim için ölmenin bu kadar zor olmasına lanet ediyorum. Sanki her şey bir anda bitse bütün bu acılar geride kalacak. Başka bir dünyada onun eline dokunabileceğim. Buna emin olabilsem hiç düşünmez ölürdüm. Ancak ölüm şüpheli bir durum. Sonrası da süpheli öncesi de. Benim başıma gelenlere razı olmaktan başka çarem yok en azından şimdilik. Şimdiye kadar kaybettiklerimle başarı isminde koca bir apartman dikerdim Caddebosta'na. Kaybettiğim bir arkadaşımın değişidir. Kimleri kaybettim göçüp gittiler bu dünyadan. Her birinin kaybı babamda dahil beni biraz daha güçsüzleştirdi.Ancak kimsenin kaybının bir ölümden beter olacağını düşünmemiştim .O hayatta yaşıyor, bir yerlerde hayatına devam ediyor. Benim elimdense gelen hiç bir şey yok. Babamdan kalma huylarımla onu o kadar korkuttum ki beni ben olmaktan çıkıp özümde özgürce var olabileceğim Ekim olduğumda görmeye hazır olacak belkide . Güçsüzlüklerinden kurtulmuş, Özünde gerçekte kim olduğunu hatırlamış sevgi dolu bir Ekim.
Bir parçam yok. Eksik. O parçam seven parçam. Ben sevgiyle var olabiliyorum o parçam yoksa  var olamıyorum. Harabe halindeyim yeniden. O parçam olmadan yaşamayı öğrenmeye çalışıyorum. Eğer bu eksikliğin verdiği acı ortadan kalkarsa belki güçlenirim. Sonuçta ben güçsüzsem kimseyi taşıyamam yanımda. Kendimi sevebilmem sevgimin kaldığı parçamda gizli. ben hayatımı harabeye cevirmekle meşgulken diğerleri de boş durmadılar hiç. Ben bir bağımlıyım 17 yıldır bu hastalığın bana verdiği zararlardan ve hayatımdan çaldıklarından kurtulmaya çalışıyorum. Yaşadıklarımın yarısını yaşasanız kendinizi nerede bulurdunuz? Hapishane? hastahane? mezarlık? seçin birini. Tüm bu olumsuzluklara rağmen hayatta kalmaya çalışıyorum. Türkiye'nin hatırı sayılır reklam ajanslarından birinde çalışmaya başladım. Fazla zaman geçmedi hiç bir alakası olmamasına rağmen hani düşünün bir reklam ajansında çalışanlar az çok ilkelliklerden kendilerini sıyırmış insanlar olmaları gerekmez mi. Ben de öyle düşünüyordum. Ta ki hakkımdaki dedikoduları duyana kadar. İçimden defalarca lanet okudum ve işi bıraktım. Gidip sevdiğim iş arkadaşlarıma benimle ilgili sorular sorup sorguya çekmişler. Hani ben onlara uyuşturucu teklif etmişmiyim falan. Ulan reklamcı olmuşsun ama o ilkel köylü beyninden kurtulamışsın hala. Zaten senin işin halkın seviyesine inmekse durumun mazur da görülebilir. Ama benden uzak dur. Benim derdim bana yetiyor. Gülben Ergen'li reklamlarınızı alın ve yaptığınız kıytırık ilerle gurur duyup kristal elmalar alın. Baş köşenize koyar çok mühim bir halt ettiğinizi düşünür avunursunuz avuntunuzla bu da size yeter de asrtar bile. Hayatla ilgili bütün anladığınız anlamlandırdıklarınız bunlardan ibaret işte. Siz aşkın, sevdanın gönül denen şeyin küçültülmesine aşağılanmasına sebep sistem kölelerisiniz. Ben bu dünyaya geldim geleli tek birini arıyorum sevdiğimi. Sizin gibi bir kodamanın eline bakmıyorum bakmayacağımda. Siz genç insanları üç kuruş maaşı zavallı banka hesaplarına her ay düzenli yatırıp kıçınızı yalayacak insan müsveddeleri haline getirmeye devam edin. Ben aşkımın peşinden gideceğim.
   

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder